Anadolu Halk Müziği, yaşayan en büyük ustalarından birini, en önemli nefesini kaybetti. Anadolu kültür ve inancının en önemli taşıyıcılarından Ali Ekber Çiçek yaşamını yitirdi.İSTANBUL - Bu sabah saat 02.00’de Kartal SSK Hastanesi’nde hayatını kaybeden Ali Ekber Çiçek için saat 13.00’te Esentepe’de bulunan Kartal Cemevi’nden son yolculuğuna uğurlanacak. Daha sonra, yıllarca görev yaptığı TRT İstanbul Radyosu önünde bir tören düzenlenecek.
1935 Erzincan Ulular Köyü doğumlu Ali Ekber Çiçek, babasını 1939 Erzincan depreminde yitiriyor ve çok küçük yaşlarda rençperlik yapmaya başlıyor. Bu arada bağlamayı öğreniyor ve cem toplantılarında kulağı Alevi deyişleri ve ezgileriyle doluyor.
İlkokul öğreniminden sonra maddi olanaksızlıklar sonucu öğrenimini sürdüremiyor, ancak ağır yaşam şartlarına karşın müzikten hiç kopmuyor. Müzik aşkı ağır basınca İstanbul’a göç ediyor ve halk müziğinin önemli isimleriyle tanışıyor.
Vatani görevi sonrası radyoya giriyor ve 35 yılı aşkın bir sürede 400’den fazla yapıtı yorumlayarak geniş kitlelere ulaştırıyor.
Halen TRT arşivlerinde ustanın 54 kaseti olduğu söyleniyor. Birçok ülkede konserler ve üniversitelerdeki sohbetler aracılığıyla bu toprakların sanatını dünyaya taşımaya çabalamış Ali Ekber Çiçek, bir kaynakta yolunu şöyle özetliyor: “Gerçekleri göstermek, gerçeğe kavuşmak ve gerçeği olduğu gibi insanlara anlatmak için çalışmış bir insanım. Cahilden uzak, kâmile yakın oldum; büyüklerime saygı ile, küçüklerime sevgiyle yaklaştım. Konuşulan her kelâmı ibadet gibi dinledim, kimseyi acizlik ve bilgisizlikle itham etmedim... Bu icraatım boyunca hiçbir maddi menfaat sağlamadan, insanların duygularını sömürmek gibi bir yanlışlığa meydan vermedim.”
Ali Ekber Çiçek’ten derlenen bazı türküler:
Bir güzeli methedeyim Böyle İkrarınan Böyle Yolunan Bunca Olan Emeğimi Çoktan Beri Yollarını Gözlerim Derdim Çoktur Hangisine Yanayım El Vurup Yaremi İncitme Tabib Ey Erenler Akıl Fikir Eyleyin Gönül Gel Seninle Muhabbet Edelim Gönül gel varalım gülşen bağına Gurbet Elde Bir Hal Geldi Başıma Gurbet Elde Yadellerin Derdini Gül Yüzlü Sevdiğim Hazin Hazin Esen Seher Yelleri İsmini Sevdiğim Saadetli Dostum Nasıl Yar Diyeyim Ben Böyle Yare Ondört Bin Yıl Gezdim Pervanelikte (Haydar Haydar) Şepke’nin Kavakları Yolumuz Gurbete Düştü www.aleviyolu.net
GENİŞ AÇI HİKMET BİLA - 28/04/2006 (Cumhuriyet Gazetesi) Hep Beraber Haydar Haydar Alevi-Bektaşi kültürünün saygın temsilcilerinden biriydi Ali Ekber Çiçek . O aydınlık kültürün sazıydı, sözüydü, deyişiydi, semahıydı. Yaptığı derlemelerle, yetiştirdiği, örnek olduğu sanatçılarla, tutarlı, ağırbaşlı çizgisiyle derin bir iz bıraktı Ali Ekber Çiçek. İnsan sevgisinin dillerde, tellerde ince ince dokunduğu ezgiler bıraktı. Tek sazla çoksesli müziği yaratan ustalığı, o insan sevgisini yansıtan felsefesiyle birleştiği içindir ki, Ali Ekber Çiçek'in türküleri, sadece Alevi- Bektaşiler tarafından değil, her kesim tarafından dinlenen, sevilen eserler oldu. Gönül gel seninle muhabbet edelim, Araya kimseyi alma sevgilim, Ya benim kimim var kime yalvarayım, Kaldır kalbindeki karayı gönül. Solmazsa dünyada güzeller solmaz, Bu dünya fanidir kimseye kalmaz. Yalan dolan ile sofuluk olmaz, Mümin olan bekler sırayı gönül. ''Haydar Haydar'' ı bilmeyen var mı? Medya kuruluşlarımız pek önem vermediler ama Ali Ekber Çiçek'in Haydar Haydar'ı albümlerde, konserlerde, sohbet masalarında yayıldı, dilden dile, gönülden gönüle uzandı. Yanık sesli çobanlarıyla Anadolu yaylalarından İstanbul'un türkü barlarına kadar her yerde Haydar Haydar... Ondörtbin yıl gezdim pervanelikte, Sıdkı ismin duydum divanelikte. İçtim şarabını mestanelikte, Kırkların ceminde dara düş oldum. Kırkların ceminde Haydar, Haydar, Haydar Haydar, dara düş oldum. Kalpteki karanlığa karşı çıkan, aydınlık yürekler özleyen, yalan dolan ile sofuluğa isyan eden, insanı, insan sevgisini yüce değer olarak bilen herkes, Ali Ekber Çiçek'in muhteşem tezenesiyle yoğrulmuş felsefeyle 'cem olmak' istedi. Sadece Türkiye'de değil. Onun bağlama ustalığı ile dile getirdiği deyişlerdeki derinliğin farkına varan uluslararası kurum ve kuruluşlar, Çiçek'i Amerika'da, Almanya'da, Japonya'da ağırladılar. Stüdyolarını, konser salonlarını, filarmoni orkestralarının repertuvarlarını açtılar. Ali Ekber Çiçek öldü. Ama temsil ettiği, dile getirdiği, yükselttiği güzel felsefe yaşayacak. Tellerde, dillerde, gönüllerde... Kalbinde kara olanlara inat. Kalplerindeki karayı bütün insanlara çalmaya çalışanlara inat. Kafasını, beynini, ruhunu kara çarşaflara dolayanlara inat... ''Haydar Haydar'' diyerek... hikmet.bila@ntv.com.tr
Gurbet elde bir hal geldi başıma, geldi Ağlama gözlerim Mevla Kerim’dir Derman arar iken derde düş oldum Ağlama gözlerim Mevla Kerim’dir
Huma kuşu yere düştü ölmedi, düştü ölmedi Dünya Sultan Süleyman’a kalmadı Dedim yare gidem nasip olmadı Ağlama gözlerim Mevla Kerim’dir
Kağıda yazarlar ufak yazılar, ufak yazılar Anasız olur mu körpe kuzular Derdi yüreğinde olan sızılar (Yürek acılıdır,ciğer sızılar) Ağlama gözlerim Mevla Kerim’dir
Abdal Pir Sultan’ım böyle buyurdu, böyle buyurdu Ayrılık donların biçti geydirdi Ben ayrılmaz idim felek ayırdı Ağlama gözlerim Mevla Kerim’dir PİR SULTAN ABDALAli Ekber Çiçek tarafından Erzincan yöresinden derlenmiştir...
Otuzbeş can Otuzbeş gül çatlamış susuzluktan sıvas’ın içinde Döne döne semaha dönenler tutuştu önce Sonra türküler Sonra da şiir çığlıksız düştü türkülerin yanıbaşına...
ÇOK DEĞİL SADECE 1 MUM
Yıllardan 1993, aylardan Mayıstı. Televizyonun karşısına kilitlenmiştim adeta. Bir gece yarısı kundaklanan ev, 5 Türk asıllı insana mezar olmuştu. Katillerini bile tanımamışlar, görmemişlerdi. Geride benim intikam duygum yok diyen bir anne kalmıştı. Büyük umutlarla dünyaya getirdiği çocukları yoktu artı. Kimbilir ne hayaller kurmuştu... Neler olmasını istemişti çocuklarının... Öyleya uygar bir ülkede yaşıyordu, zengin bir ülkeydi burası. Zaten bu nedenle gelmemişler miydi buraya... 5 İnsan kalleşçe katledilmişti. Nazi gelenek kendisine 5 suçsuz, günahsız insanı kurban seçmişti bu kez.
Almanya sallanmaya başlamıştı. Akın akın insanlar gidiyordu Solingen’e. Irkçıların ellerinden aldıkları insan dostlarıyla vedalaşmak için. Son görevlerini yapıyorlardı artık ellerinde çiçeklerle. Her renkten insan, eline bir çiçek almış, evin bahçesine bırakarak vedalaşıyorlardı. Bütün dünya bu görüntüleri izliyor, Alman Televizyon kanalları insanlarla röportajlar yapıyor ve bu elin olayı lanetliyordu.
Alman komşuları, kendilerine insanım diyenler, ellerinde çiçeklerle ırkçılığa karşı duygularını ifade ediyorlardı. Bir Alman kadının sesi hala kulaklarımda:’’ Bu duvarın yıkılması ise neden, o duvarı yeniden yapsınlar!’’ Kendisiyle aynı soydan olanlara karşı öfkesini açıklamaktan çekinmiyordu. Insanlık ağır basıyordu. Soy, sop, ırk, millet hepsi sonradan oluşmamışmıydı zaten. İnsanız biz önce...
Devletin üst düzey yetkilileri olay yerine geliyorlardı. Bir Türk genci bas bas bağırıyordu. Helmuth KOHL nerede diye... Devlet açıklama yaptı: Bina onarılıp ırkçılığa karşı müze haline getirilecekti. Müze haline getirilecekti ki, unutulmasın. Unutulmasın ki, bir daha olmasın. Alman devleti dediğini yaptı. Evi müze haline getirdi. 5 tane ceviz ağacı dikildi müze bahçesine. Her bir ağaç o 5 insandan birini simgeliyor şimdi. Her oradan geçen ırkçılığı, hoşgörüsüzlüğü lanetliyor. ..
Aynı yılın Temmuz ayıydı. Yıllık dinlencem için Türkiye’deydim bu kez. Televizyon karşısında olanları anlamaya çalışıyor, yaşananları izliyordum...Bıktırıcı, kavurucu bir sıcaklık vardı. Türkiye’nin aydınları Sivas’a Pir Sultan Abdal’ı anmaya gitmişlerdi... Neden Sivas’a?
Sivas denince akla gelenler neler diye sorulsa, vereceğimiz yanıtlar hep aynıydı: Pir Sultan Abdal, Aşık Veysel, Madımak oyunu ve Sivas Kongresi. Ya bugün sorulsa? Aklımda tek bir yanıt var benim: 2 Temmuz 1993 ve günlerden Cuma. İşte o gün Sivas’a giden aydınlar, santçılar, yazarlar kısacası Türkiye’nin aydınlık yüzlü insanları, Sivas denince ilk akla gelen ünlü ozan Pir Sultan Abdal’ı anıyorlardı. ‘’Tekbir, Allah-u Ekber’’ diye bağıran kalabalık, aydınların kaldığı otelin önüne gelmişti. Sürüye katılanlar gittikçe artmaya başlamıştı. Sayıları artık 10.000 den fazlaydı. Otelde kalanların canlarını, kanlarını istiyorlardı... Cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacak! diye bağırıyorlardı... Pir Sultan heykelini sökmüş yerlerde süründürüyorlardı. Atatürk büstünü tahrip etmişlerdi... Saatler su gibi akıp gidiyordu. Polis müdahale etmiyor, asker müdahale etmiyordu...
Sürüden sesler yükselmeye başladı: ‘’Yakın bunları! Yakın! 8 saat yardım beklemişti vatandaşları devletlerinden... 8 koca saat. Dile kolay... İnsanın 8 saat beklemesi, 8 koca saat, kendi katliamını beklemesi...
Cellat bile sorardı darağacında son arzun ne diye... Onların cellatları, dışarıda bağıran 15.000 kişilik sürü, sormaya gerek bile duymamışlardı. Yakın bunları yakın! Ne Nesimi’ye ne Hasret’e., ne Özleme’e ne de Koray’a sormuşlardı...
Ah 12’lik çocuğum benim. Ergenlik çağındaki genç delikanlım benim...Ne özlemlerin vardı kimbilir... Ne umutların... Sahi ne ceyap verirdin büyüyünce ne olacaksın sorusuna... Bilmiyorum mesela saz çalabilir miydin? Hani Telli Kuran derizya... İşte onu dahi çalıp çalmadığını bilmiyoruz. Hangi okula giderdin? Hangi rengi severdim güzel çocuğum benim.
Seni daha hiç görmedim. Görmek istesem de göremem artık seni. Olsaydın bugün... yaşamdan, yanımızdan almasalardı seni, 24 lük delikanlıydın şimdi. Ya üniversite son sınıfta ya da mezun olmuştun belki. 24 lük delikanlım benim, 24 lük delikanlımız bizim... Nerde olursan ol, seni hep seviyoruz...
Senin yaşama veda ettiğin gün doğanlar, bugün senin yaşındalar... Kaderleri ancak sana benzememeli delikanlım. Kaderleri ancak farklı olmalı artık... Doyasıya hayal kurabilmeli onlar... Telli Kuran’ı öğrenip seni dilden dile anlatabilmeliler... Anlatabilmeliler ki, yeni Koray’lar yanmasın...
Üzülme be delikanlım, biz unutmayacağız seni! Yandığın yerden öyle bir çağrı yaptınki, biraraya geldik bizler. Sen getirdin bizleri biraraya. Senin yandığın yerden öyle bir ulumuz çıktı ki, dönen dönsün ben dönmezem yolumdan dedi. Bak onu unuttuk mu? Unutmadık onu, unutmayacağız.
Senin gibi güzel çocukları Almanya’da da Naziler aldı elimizden... Senden tam 34 gün önce aldılar onları da aramızdan. Suçları nemiydi? İnsan olmaktı yavrum... İnsan olmaktı... Tesadüf sonucu Türk bir aileden doğmuşlardı, aynen senin gibi. Orada Türk olmak bazıları için suçtu. Sanki kendilerine doğmadan sorulmuş gibi! Nerede ve kimden doğmak istersiniz diye... Sanki insanın ne olması ellerindeymiş gibi... Bazı insan kılıklılar öyle sanıyorlar işte... Ne kadar komik değil mi? Birde övünüyorlar ben buyum, şuyum diye. Bir rastlantıya övünüyorlar biliyor musun? Sadece ve sadece bir rastlantıya...
Senin katillerin eğer, doğsalardı başka bir ülkede... Mesela Hindistan’da dünyanın en güzel inancı Hinduistlik derlerdi... Bakma onların şimdi Müslüman gibi göründüklerine. Bu kez Hinduizm adına katliam yaparlardı... Almanya’da Nazi olur onlar... Ruanda’da Hutu. Afganistan’da Talibandırlar... Nerede olurlarsa olsunlar, kendilerini hep başka adlarla andırsalar da, ortak adları vardır onların, Katil. Onların inançlarıda, soylarıda aynıdır. Ülke, din, dil farketmez...
Katillere verilecek yanıt her yerde aynı olmalı ancak. Katiller nasıl ki her yerde aynı ise... Alman devleti, yanıtını vermeye çalıştı. Alman halkı dayanıştı. Yanıt olanları unutmak olamaz! Yanıt olanları unutturmak olamaz. Yanıt hep aynıdır çünkü. Unutmamak ve unutturmamaktır yanıt. Unutmak’ta, örtbas etmekte hep aynı kapıya çıkar... Yeni katliamlar... Yıkılan, yok olan yeni hayaller...İstemiyorsak eğer yenilerini, hep bir ağızdan söylemeliyiz istemimizi. Almanı, Türkü kısaca İnsanı. Madımak Müze olsun! Olsun ki, Koray’ın öyküsü herkes tarafından bilinsin. Bilinsin ki unutulmasın. Unutulmasın ki yenileri olmasın. Yenileri olmasın ki, diğer Koraylar hayal kurabilsinler.
Unutturmamak için unutmamak gerek. Madımak müze olmalıdır. Kendisine insanım diyen Türkiye insanı sahip çık bu isteme. 12 lik çocuklara kıyılmasın.
Eğer gidemezsen 2 Temmuzda Madımak önüne, bir tane mum yak 35 insan anısına. Unutma 2 Temmuz saat 21’de. Sadece 1 Mum. Eğer yakamazsan daha fazla, çok değil sadece 1 Mum Koray’ın anısına....
Viyana
Ertürk MERAL
TÜZÜK
Madde 1. Adi, yeri, calisma alani
a) dernek, ´´Alevi-Bektasi Cemaati´´ adini tasir ve dernekler siciline kayit olduktan sonra adina ´´e.V.´´eklenir.
b) Cemaatin merkezi Mainz kentidir.
c) Calisma yili takvim yilidir.
Madde 2. Cemaatin amaci
Cemaat yalnizca ve dogrudan, vergi nizamnamesinin ´´ vergi ayricaliklari taninan amaclar´´ bölümü anlaminda, amme yararina amaclar güder.
Birlesmis Milletler Insan Haklari Evrensel Beyannamesi´ne baglidir. Bütün insanlar, kültürler ve inanislar arasinda din, mezhep, dil, irk farki gözetmeden esitligi ve barisi savunur.
Laiklik ilkeleri dogrultusunda, Alevi-Bektasi inanisini ve kültürünü tanitmak ve yaymak icin calisir. Ibadet yerleri, kitapliklar acar, kurslar, konferanslar düzenler, yayin cikarir.
Cemaat cikar gütmeden calisir. Birinci derecede kendi yararina ekonomik amaclar gütmez.
Camaatin olanaklari ( parasi ve mal degeri ) yalniz tüzük dogrultusunda amaclar icin kullanilir. Üyeler dernegin olanaklarindan istikaklar alamazlar. Hic kimse cemaatin amaclarina yabanci harcamalarla veya asiri yüksek masraflarla ayricaliklandirilamaz. Cemaat´te görev alanlar görevlerini fahri yaparlar.
Cemaat, siyasi partiler dogrultusunda siyasi amaclar gütmez.
Cemaatin feshi veya dagilmasi halinde mevcut serveti, cemaatin amaclarina uygun herhangi bir hayir kurumuna devrolur.
Madde 3. Cemaatin gelirleri
a) Üyelik aidatlari.
b) Bagislar.
c) Diger gelirler.
Madde 4. Üyelik
a) Cemaatin üyeleri, cemaatin kayitli üyeleridir.
b) Cemaatin tüzügünü kabul eden ve amaclarini benimseyip, bunlari gerceklestirmek icin caba harcamaya hazir olan herkes üye olabilir. Ancak üye olarak tabii kisilerin 18 yasini doldurmus olmalari sarttir.
Madde 5. Üyeligin baslamasi
a) Üyelik basvurusu yazili olarak yönetim kuruluna yapilir. Yönetim kurulu uygun görürse, basvuran üye bir sonraki genel kurula kadar gecici üyedir. Yönetim kurulu, uygun gördügü veya görmedigi bütün üyelik basvurularini genel kurula sunar. Genel kurul üyelik basvurularini kabul veya red eder.
b) Üyeligi Genel kurul tarafindan kabul edilen her hangi bir üye, ancak bir dahaki secimde secilme hakkina sahiptir. Fakat üyeligi kabul edildigi andan itibaren secme hakkina sahiptir.
Madde 6. Üyeligin sona ermesi
a) Üyenin ölmesi halinde.
b) Üyenin istifasi halinde. Istifa dilekcesinin yazili olarak yönetim kuruluna verilmesi sarttir.
c) Alti aylik aidatini, ihtar edilmesine ragmen ödemeyen üye, üye listesinden silinir.
d) Ihrac karariyla.
Madde 7. Üye ihrac islemi
a) Cemaat aleyhinde bulunmak ve cemaati amacindan saptirmak icin faaliyet göstermek, cemaati siyasal propagandaya ve kisisel cikarlara alet etmek veya bu dogrultuda calismalarda bulunmak üyelikten ihrac edilmek icin nedendir.
b) Bütün ihraclar onur kurulu karariyla olur. Ihrac edilen üye cemaatin ilk genel kurul toplantisinda itirazda bulunabilir. Genel kurulun verecegi karar kesindir.
c) Ihrac edilen üye dernekten hic bir hak talebinde bulunamaz. Cemaate herhangi bir zarar getirmisse, hakinda dava acilabilir.
d) Üyeligi ister kendi istifasi ile, isterse yönetim tarafindan sona erdirilsin böyle bir üye Cemaattan hic bir maddi talepte bulunamaz.
Madde 8. Üyelik aidatlari
Üyelik aidatlarinin miktarini genel kurul saptar.
Madde 9. Cemaatin organlari
a) Genel Kurul
b) Yönetim Kurulu
c) Denetleme Kurulu
d) Onur Kurulu
e) Bilim ve Arastirma Kurulu
f) Yönetim Kuruluna bagli 3 kisiden olusan Bölge Temsilcilikleri. Genel kurul, Bölge Tesilciliklerini, Bilim ve Arastirma Kurulunu ihtiyac halinde secer.
Madde 10. Genel Kurul
1. Genel Kurulun toplanmasi.
a) Tüzügün 4. ve 5. maddelerine göre cemaate kayitli üyeler Genel kurulu Olusturur.
b) Yönetim kurulu tarafindan toplanti tarihi, gündem teklifiyle birlikte, üc hafta önce üyelere yazili olarak duyurulur.
c) Kayitli üyelerin en az yaridan bir fazlasi mevcutsa karar alinabilir.Bu cogunluk ilk toplantida saglanamadigi taktirde, yönetim kurulu ayni gündemle iki saat sonra ikinci toplantiyi baslatir. Ikinci toplantida mevcut üye sayisina bakilmaksizin cogunlukla karar alinir.
d) Olagan Genel Kurul yilda bir kere yapilir. Eger bir engel yoksa, Genel Kurul toplantisi yilin ilk üc ayi icinde yapilmalidir.
e) Kongre Divani bir baskan ve iki yazman olarak Genel Kurul tarafindan secilir.
2. Genel Kurulun Görevleri
a) Cemaatin tüzügünün 9. maddesine göre organlarini secer
b) Yönetim kurulunun yilik calisma raporunun ve mali raporun okur, denetler ve yönetim kurulun aklar.
c) Fahri üyeleri belirler.
d) Tüzük degisikligi ve dernegin feshi ile ilgili kararlari alir.
e) Yillik üye aidat miktarini belirler.
3. Genel kurul Kararlari.
a) Genel kurulda kararlar oy coklugu ile alinir.
b) Her üyenin bir oy hakki vardir. Her üye ayrica yalniz bir üyeye vekaleten oy kullanabilir. Vekalaten oy kullana bilmesi icin yazili vekaleti kongre divanina sunmak zorundadir.
c) Genel Kurul alacagi bütün kararlarda oy esitligi halinde tekrar oylamaya gidilir. Ikinci oylamada da beraberlik görülürse, kura cekilir.
d) Genel kurulda bütün oylamalar acik oyla yapilir. Ancak üyelerden birinin gizli oylama yapilmasini istemesi halinde o oylama gizli yapilir.
e) Cemaat organlarinin seciminde adaylar tek tek oylanarak secim yapilir. Liste halinde adaylik ve secim mümkün degildir.
Madde 11. Yönetim Kurulu
1 Baskan.
2 Baskan Yardimcisi.
1 Yazman.
1 Veznadar
2 Üyeden olusur.
a) Yönetim Kurulu secildikten sonra ilk toplantisinda kendi arasinda, baskan, baskan yardimcilarini, yazmani ve veznadari secer.
b) Cemaat disa karsi baskan tarafindan temsil edilir
c) Baskanin bulunmadigi durumlarda, baskan yardimcilarindan biri bu görevi üstlenir.
d) Cemaatin gerekli ve ani harcamalarinda, baskan en cok 150 Euro harcama yetkisine sahiptir. Bu meblagdan yüksek harcamalar ancak yönetim kurulu karariyla mümkündür.
e) Veznedar, cemaatin gelir ve giderlerini yürütür. Gelir-gider defterini tutmakla görevlidir.
f) Yönetim Kurulu, Genel Kurul tarafindan her iki yilda bir secilir.
g) Yönetim Kurulu toplantisina baskan veya baskanin bulunmadigi durumlarda, baskan yardimcilarindan biri cagrida bulunur. Toplantiya Yönetim Kurulundan en az dört kisi katilmissa karar alinabilir. Cogunluk saglanamazsa, baskan veya baskan yardimcilarindan biri bir hafta sonraya ayni gündemle Yönetim Kurulunu toplantiya cagirir. Bu ikinci toplantida cogunlugun saglanmasina bakilmaksizin kararlar alinir. Yönetim Kurulu oy coklugu ile karar alir. Oy esitligi halinde toplantiya baskanlik edenin oyu cift sayilir.
h) Yönetim Kurulundan ayrilan bir üyenin yerine genel kurulda en cok oy alan secilemeyen aday yönetim kuruluna gelir.
Madde 12. Denetleme Kurulu
a) denetleme Kurulu üc kisiden olusur ve genel kurul tarafindan secilir.Secimden sonra ilk toplantisinda kendi arasinda bir baskan secer.
b) Cemaatin gelir ve giderlerini denetler ve yönetim kurulundan cemaatin mali durumu hakkinda rapor talep eder.
c) Denetleme Kurulu isterse, yönetim kurulunun her toplantisina gözlemci olarak katilir.
Madde 13. Onur Kurulu
Onur kurulu üc kisiden olusur ve genel kurul tarafindan secilir. Onur kurulu secilmesinden sonra yapacagi ilk toplantisinda kendi icinden bir baskan secer. Onur kurulu, Cemaatin organlarinin ve üyelerinin tüzügün amac ve ilkelerine uymalarini takip eder ve camaattan üye ihrac etme kararlarini alir.
Madde 14. Karar ve Tutanaklar
a) Yönetim kurulu ve denetleme kurulunun aldiklari kararlarin tutanaklari toplanti baskani ve yazman tarafindan imzalanir ve karar dosyasinda korunur.
b) Genel kurulda alinan kararlar kongre divan baskani ve yazmanlar tarafindan imzalanir.
Madde 15. Tüzük Degisikligi
Tüzük degisikligi yalniz genel Kurul karari ile mümkündür. Gündeme alinan tüzük degisikligi, genel kurul toplantisinda bulunan üyelerin 3 / 4 cogunlugu ile olur.
Madde 16. Cemaatin Feshi
a) Cemaat genel kurulda hazir bulunan üyelerin 3 / 4 cogunlugunun oyu ile fesh edilir.
b) Fesihle ilgili isleri, genel kurul baska bir karar almamissa, yönetim kurulu baskani baskan yardimcilarindan biri ile birlikte yapar.
Madde 17. Sonuc Hükümler
Bu tüzük 27.09.1987 günü yapilan kurulus toplantisinda düzenlenenmis ve kabul edilmistir. Mainz yerel mahkemesi dernekler siciline tescil islemi icin bu tüzükte degisiklik yapmaya, BGB´nin 26, maddesi uyarinca kurucu heyet yetkilidir.